Modern şehrin içine sıkışmış tarih. Bu şehir kendine has özellikleri, yapısı, mimarisi, inanışları ve insanları ile mistik bir şehirdir ezelden beri... Modernize olmuş ayak uydurmuş gibi gözükse de her köşesinde tarih sıkışmış olduğu yeni binaların arasında bize göz kırpmakta... bu tanımlara uyabilen nadir şehirlerden biri olan İstanbul'u ben söylemesem bile anımsamışsınızdır. Batılılaşma uğruna büyük bir zaman diliminde tarihi terk edilmiş bir şehirdir. Yapılarına hayran hayran bakmanız olası. Bu yapılara uymayan yeni dönem mimarisi ile de şaşırtıcı akıllara kazınan klasik görüntüsüne ihanet edercesine sağından solundan düzensiz binalar ve seneler önce gelişmiş saydığımız ülkelerin yapımından vazgeçtiği beton yığınları yükselmekte. Eski dönemde yaşamış zenginlik sahibi insanlar aynı zamanda zevk sahibilermiş. Bugüne gelebilen eserler ne kadar zenginliğin en büyük örnekleri olsa da günümüzde yapılması olanaksız değil. Sanat akımlarının en güzel örnekleri sergileniyor hala. Günümüzde ise sanat akımına mensup ne mimarları ne de mimari eserleri görebiliyoruz. Eskide kalmış gibi gözüküyor. Dışarıdan baktığınızda insanın gönlünü fetheden içine girdiğinizde ise başka bir dünyada imişsiniz hissini yaratan "bina demek haksızlık olur" başlı başına ölümsüz eserlerdir. Günümüzde betonun ve çeliğin esir aldığı mimari inşallah azda olsa yerini sanata da bırakır. Gözümüzün gönlümüzün huzur bulduğu yapılar yapılmaya devam eder. İnsan emeği olan el emeği göz nuru işlemeler tekrar binalarımızda boy gösterir. İstanbul bir kız ise türlü işlemeler ve motiflere sahip mimarilerde onun elbisesidir. İstanbul'u çıplak bırakmaya kimsenin hakkı yoktur. İstanbul'un elbisesi zevkli yapıları iken saçları ise yavaş yavaş yok edilen bağlar bahçeler parklar ve ormanlardır. Elbisesi alınmış ve saçları kesilmiş bir kız güzelliğinden sağlığından çok şey kaybetmiş demektir. İstanbul siluetinde yabancı olduğumuz görüntüler kapitalizme yenik düşmenin verdiği edayla yükselirken, yeşil alanlarımız ciğerlerimiz katledilmeye devam ediliyor. Boğaz manzarasını en iyi yerden görebilme amacıyla yapılan bu binalar boğaza has olan orman ve deniz havasının birleştiği eşsiz yer olma özelliğini yavaş yavaş yok ediyor. Gelecek yıllarda özelliğini yitirmiş bir yaşam alanı bizi bekliyor. Bütün dinlerden mensubu ve yapıları olan bu şehir aynı özelliğini gelecek yıllarda da devam ettirebilmesi için modernizim zannedilen uzun binalar, ülke ekonomisini ve toplum sağlığını riske atabilen araçlar vs gibi özellikler bizi yok etmeden fayda zarar kavramına göre kullanılmalı. Düşünmek ve doğru karar vermek gerekir . İstanbul'un insanları yuttuğu söylentileri vardır, bu gidişle insanlar İstanbul'u yutacak karar sizin... AZİME MEHTAP ALTUN
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder